~53~

8.2K 657 132
                                    

"Işık..."

Kulaklarıma dolan sesle gözlerimi yavaşça araladım. Gözüme giren güneşle gözlerim tekrar kapanmıştı.

"Işık, polis gelecek şimdi ifadeye. Kalk istersen."

Beynim sonunda nerede olduğumu, niye burada olduğumu hatırlayınca hemen toparlandım olduğum yerde. Ulaş'ın hasta yatağında yanına kıvrılmıştım birkaç saat önce. Ellerimle saçlarımı şöyle bir düzelttim.

"Günaydın." dedim ve yavaşça kalktım yataktan. "İyisin değil mi ağrın yok?" Endişeyle sorduğum soruya oldukça rahat bir cevap verdi. "İyiyim merak etme."

Ayağıma ayakkabılarımı geçirdim. Önce bir elimi yüzümü yıkayacaktım. "Yüzümü yıkayıp doktoru çağıracağım. Bir baksın yine de."

Tam arkamı döndüğüm anda elimi yakaladı.

"Güzelim... Gayet iyiyim. Ağrım olsa söylerim zaten sana değil mi?"

Dudaklarımı bilmem dercesine büzüp omuz silktim.

"Söyler misin bilemiyorum. Daha bunu sana kimin yaptığını bile söylemiyorsun da bana."

Elimi mahcupça bırakıp bu konu her açıldığında yaptığı gibi gözlerini kaçırdı benden. Artık bu durumdan sıkılmaya başlamıştım. Biz artık birbirimizin ailesiydik. İnsanlar ailelerinden sır saklamazdı sonuçta. Gerçi bu bir sır bile değildi. Bu çok büyük bir şeydi. Sadece benim değil herkesin bilmesi gerekiyordu bunu. Biri onu resmen öldürmeye çalışmıştı. Hayattan koparacaktı o kişi onu. Ama ben bu kişinin kim olduğunu bilmiyordum. Hayatımda bu kadar saçma çok az şey duymuştum biliyor musunuz?

Bıraktığı elim yorgunca düştü. Boynumu büküp sitemkar bakışlar attım ona. Sonra kafamı olumsuz anlamda iki yana salladım.

"Of Ulaş..."

Elimi yüzümü hızlıca yıkadıktan sonra Ulaş'ın da kalkmasına yardım ettim ve onun da yüzünü yıkadık. Küçük bir hastane kahvaltısından sonra da kapı tıklatınmış içeri iki polis memuru girmişti.

"Geçmiş olsun."

"Teşekkürler."

"İfadenizi almak için geldik." dedi bir tanesi. Öbürü de bilgisayarını yatağın ucundaki masa gibi yere koydu ve beklemeye başladılar. Ulaş bana çıkmam için birkaç işaret yapmıştı ama bilmezden geliyordum tabii ki.

"Ben ifademi gizli tutmak istiyorum mümkün mü?"

Sert bir bakış attım ona. Benden bakışlarını kaçırdı.

"Tabii mümkün. Hanımefendi sizi dışarı alabilir miyiz?"

Sandalyeye astığım hırkamı aldım, sert adımlarla çıktım odadan. Tam oradan uzaklaşacakken içeriden ses geldiğini duydum. Dışarıdan duyuluyordu. Ve ben de işin uygunsuzluk kısmını bir kenara bırakıp dinleyecektim.

"Sizi dinliyoruz."

"Düğünümüzden birkaç gün önce evin bahçesinde otururken eşimin eski sevgilisi geldi: Canberk Hancıoğlu."

Canberk'in ismini duymamla olduğum yere çakılmıştım sanki. O an mantığımla değil de duygularımla hareket etmeye karar vermemle odaya dalmam bir oldu.

"Bunu sana Canberk mi yaptı Ulaş?!"

"Hanımefendi lütfen çıkar mısınız?"

Polisin kurduğu cümle anlamını daha bana gelmeden yitirip giderken Ulaş onu dinlediğim için sitemkar bakışlarla bakıyordu bana.

"Ulaş sana soruyorum! Bunu sana Canberk mi yaptı?"

"Dilerseniz biz biraz sonra tekrar gelelim." dedi bilgisayar başındaki polis. Ulaş bir baş hareketiyle onu onayladığında çıktılar odadan.

12 VE 14 (Texting)Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin