~60~

6.5K 604 218
                                    

"Gonca'dan hemen önce kimden hoşlanıyordun Alaz?"

Geçiştirmeye çalışıp öksürerek bozdum sessizliği.

"Bu soru çok da iyi bir soru değil sanki. Değiştirsene Melih." dedim ikisinin arasındaki keskin bakışmayı kesmek için parmak şıklatırken.

Ama iş işten geçeli çok olmuştu. Gonca sonunda sessizliğini bozdu. "Kimden hoşlanıyormuş?" diye sordu abisine doğru.

Didem'e baktığımda yandan yandan susması için Melih'i dürttüğünü fark ettim ama pek de etkili olamadı çünkü Melih asla söylememesi gerektiği şeyi pat diye söyleyivermişti.

"Didem'den. Söylemedin mi yoksa Gonca'ya Alaz? Ne kadar ayıp!" dedi ve burnundan nefes vererek alayla güldü.

Gözlerimi sımsıkı yumup geri açtım. Gonca şokla Alaz'a bakıyordu, Alaz ise iki yumruğu sıkılı bir halde Melih'e bakıyordu. Gerçi çenesini de sıktığını anlamak zor değildi. Kulağının altından köprücük kemiğine doğru uzanan kalın bir damar resmen ben buradayım diyordu.

"Ne demek şimdi bu?" dedi Gonca olduğu yerde ayaklanıp. "Ben niye bilmiyorum bunu?" Bu soru başta Alaz olmak üzere hepimize yönelilmişti.

Ulaş birden ironik bir şekilde alkış tutmaya başladı. "Aferin Melih! Bravo sana gerçekten."

Melih omuz silkmişti bu alkışa. Umrunda bile değildi şuan olanlar. Başımı olumsuz anlamda iki yana salladım bu durum karşısında.

"Alaz cevap ver!" dedi Gonca bağırarak. Elini çenesine atıp yüzünü kendi yüzüne çevirdi Alaz'ın. Melih'e öyle kilitlenmişti ki böyle bir hamleye ihtiyacı vardı.

Sonunda Alaz da kendine geldiğinde o da yerinden kalktı. Az önce aşağıdan baktığı Gonca'ya şimdi yukarıdan bakıyordu. Ellerini omuzlarına koydu Gonca'nın. "Aşkım bir dinle önce..." dedi ama daha cümlesi biter bitmez suratına tokadı yemişti.

"Oha!" dedim birden kendimi tutamayıp. Sert bir tokat yemişti Alaz.

Didem kalktı yerinden bu defa.

"Gonca bir dinle önce."

Sertçe başını Didem'e çevirdi. Didem birden irkilmişti. İşaret parmağını kaldırıp hepimize salladı Gonca.

"Hepiniz uzak durun benden." dedi ve Alaz'a bir omuz atıp patika yola girdi. Kısa bir süre sonra da gözden kayboldu. Alaz'ın peşinden gideceğini düşünürken birden masanın üstünden Melih'in oturduğu tarafa atladı. Melih daha ne olduğunu anlayamadan suratına yumruğu yemişti.

"Alaz dur! Ne yapıyorsun?" dedim hemen omzundan onu tutup. En yakın ben oturduğum için en önce ben müdahale etmiştim. "Aptal! Senin o sevgilisiyle arasını bozduğun insan, senin kız kardeşin. Çok mu güzel oldu böyle?"

Melih patlak dudağının kanını sildi elinin tersiyle. Yerinden kalkıp karşılık vereceğinden hepimiz emindik. Tam ayaklandığı an Didem önüne geçti.

"Melih dur!" dedi kollarını tutup. Didem onun gözünün içine bakıyordu ama o Alaz'dan gözlerini ayırmıyordu. Anlık bir hareketle Didem'i belinden kaldırıp kenara çekti ve Alaz'ı yakasından tutup kafa attı ona. Ben korkuyla çığlık atıp geri çekilirken Ulaş beni arkasına alıp kavgayı ayırmaya çalıştı ama pek başarılı olduğu söylenemezdi.

Alaz sanki aylar öncesinin intikamını alırcasına az önce çevirdiğimiz şişeyi alıp Melih'in kafasına geçirdiğinde bir çığlık da Didem'den geldi.

"Lan durun yeter! Karımı strese soktunuz." Ulaş bu isyanıyla sonunda bu dövüşü ayırabilmişti.

Didem eline aldığı peçeteyi sertçe Melih'in kafasına bastırdı.

12 VE 14 (Texting)Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin