Delta

2.3K 233 49
                                    

Taehyung

Günışığı... Hastane bahçesi... Artık hergün uğradığım hastanede bazı günler hemşirelerin tavsiyesiyle boş olan odalardan birinde uyuyordum. Yine bir sabah böyle uyanmıştım. Junghoon hyungun bana verdiği görevde bir adım dahi ilerleyememiştim.

"Duygularını yaz, Taehyung. Nasıl istersen yaz."

Kağıdın üstünde yazan iki kelime: Jeon Jungkook.

Aslında saçma değil, onu düşünerek yazmaya çalışıyorum. Varım yoğum olmuş benim Jungkook. Yazdığım şiir bile o olmuş. O şiir gibi.

Ellerim hâlâ sarılıydı. Neredeyse 3 ay olmasına rağmen hâlâ doğru dürüst iyileşmemişlerdi.

Yazamayacaktım sanırım. Bugünkü randevuya geç kalmamak gerekiyordu birde.

Jungkook

Taehyung'u görmek istiyordum. Acaba nasıldı şu an? Abim gelmemi söylüyordu.

İyileşmemesi hâlâ bir problemdi ama. Elleri yaralarla doluydu ve geçmiyordu. Kurdunu ikna edemiyordum. Sanırım yavaş yavaş ikna oluyordu. Umarım ikna olur, çünkü iyileşmesi onun yararına olacaktı.

Kırıldığımız insanlara karşı her ne kadar canımızı yaksalarda onlara duyduğumuz sevgi kalbimizin yumuşamasını neden oluyordu. Benim kalbim fazla yumuşaktı.

Taehyung

"Taehyung?"

Kurdumun sesini duyuyordum artık sanırım. Deliriyordum iyice.

"Taehyung!"

Hayır, gerçek değil. Delirmedin sen. Sen deli değilsin, Taehyung. Sen deli değilsin. Ben deli değilim. Ben deli değilim!

Gözyaşlarım yanaklarımdan süzülmeye başlamıştı. Hayatımda ağlamadım kadar ağlamaya başlamıştım. Terapiler beni normale döndürüyordu. Düşüncelerine birlikte ağlıyordum. Dinmeyen ağlamaları oluyordu bazen geceleri. Ama hakediyordum. Diğer tarafının davranışları insanlara zarar veriyordu. En çokta Jungkook'a.

"Taehyung, aptal mısın? Burdayım işte. Gözyaşlarını sil."

"Bu sen değilsin. Kafamın içinden siktir ol git. Uydurma bu sesler."

"Değil, tamam mı? İyileşmen için geldim. Vita'm ve Jungkook zorladı. Yoksa gelmezdim."

"Jungkook mu?"

"Koca cümlede tek oraya mı dikkat ettin, Taehyung? İyileşmen için geldim. Çıkar şu sargıları. Dönüşmemiz gerek."

"T-tamam."

Bulunduğum odadan hızla ayrılmış ve hastaneden çıkarken Namjoon ve Yoongi'yi aramıştım. Sorun olması durumunda müdahale edeceklerdi.

Arabayı hastanenin önünde beklerken görünce hızla kapıyı açtım ve bindim. En yakın ormana gidiyorduk. Dönüşüm geçirmem için şehirden uzaklaşmak gerekiyordu çünkü kurt halim oldukça hırçındı. Bu yönü liderlik günlerinden geliyor olsa gerek. Gördüğü tüm kurtlara diz çöktürmeye hazırdı. Yoongi ve Namjoon'u bildiği için onlara zarar vermiyordu.

Geldiğimde indim ve hızla elimdeki bandajı, kolumdaki yara bantlarını ve yüzümdeki bantları kopartıp attım. Elimden geldiğince hızlı olmaya çalışıyordum çünkü iyileşmek bana çok iyi gelecekti.

Ormanın içilerine girmeden önce arabanın kapısına yaslanmış olan Yoongi ve Namjoon'a baktım. Gülümsediler. Arkama geri döndüm ve orman içlerine doğru ilerledim.

Uzun zaman olmuştu. Bu ormanda bir evim vardı. Kızgınlıklarımda ormana geliyor ve herkesten uzak duruyordum. Bir yalanım daha burada ortaya çıkıyordu işte. İçimdeki o orospu çocuğu tarafım her daim yalan söylemekten çekinmiyordu. Kızgınlığımı omegalara geçirdiğim tamamen yalandı. Onlara karşı kur yapan ve sonra yüz üstü bırakan bir karakteri vardı bu piçin. Bu ben değildim.

Şu âna kadar kurdum hiçbir omegayı beğenmemiş ve onlarla kızgınlık geçirmeyi reddetmişti. İşte o piçi kızdıran da buydu. Hep bunu bekliyordu. O kurda karşı tepki vermek için ruh eşimi bekliyordu.

O gece... Jungkook'un hastaneye düştüğü gece. Yine kurdun yaptığı inadına karşı gelmişti. O gece gerçekten de kurdum beni terketmiş ve beni baskılamıştı tamamıyla. Sesimi çıkaramamıştım. O oropuyu beni baskılıyordu ama eninde sonunda bende onu baskılayacaktım. Sadece tedaviye devam etmem gerekiyordu. Elinde sonunda yenecektim onu.

Evin yakınlarında bir yerde dönüştüren sonra biraz vakit geçirmiştim. Bir süre sonra eve yaklaşmış ve tekrar insan hâlime dönüşüp içeriye girdim. Uzun zaman olmuştu. Sanırım burada kalacaktım. Telefonu çıkarıp Yoongi ve Namjoon'a burada kalacağımı söylemiştim. Odama girdim ve yaraların oldukları yerlere baktım tek tek.

Yıldız'ın çizili olduğu avucuma baktım uzun uzun. Yara geçmişti. İzi kalmıştı çok hafif. Ama aklıma kazımıştım yaptığım şeyi. İğrençliğimin izleri kazınacaktı zihnime. Belki Jungkook onları unuturmuş gibi davranacaktı ama, hayır. İzler geçmez, yer edinir hayatına. Tek çiziğin içinde saklanır onlarca cam parçası.

Gözlerimden tekrardan yaşlar akıyordu. Avuç içime düştü birer birer her damla.

Birden aşağıdan bir ses duydum. Gözlerimi sildim ve neler olduğuna bakmak için aşağı indim. Ses tekrar gelmişti. Birisi vardı dışarıda. Yavaş adımları kapıya yaklaştı. Sonra kapıdan bir tıklatma sesi ile neler olduğunu kavramaya çalıştım. Burayı bizimkiler dışında bilen yoktu. Onlar da gelmezdi zaten.

Kapı tekrar tıklatıldığında hızlı adımlarla kapıya gittim.

"Kim o?" Cevap gelmeyince elimi kapı kulbuna dayadım ve çektim.

Ama karşımdaki kişiyi asla beklemiyordum.

&

Evet sevgili okurlarım... Kitabın başından beri sövdüğünüz kişi aslında oç Tae'ydi. Bizim Tae'miz masum bi' çocuk :(

Hâlâ Tae'nin masumiyetine inanmayan varsa ne diyeyim. Arkadaşım, açıklaya açıklaya bir hâl oldum. Bunlar aynı bedende birbirine tamamen düşman olan kişiler. Tae'nin diğerleriyle bir problemi yok. Ama bu orospu çocuğu Tae'nin herşeyi baskılıyor. Onun yerine geçmeye çalışıyor resmen.

Bu ficte birde şöyle bişey var. Bu insanların psikolojileri normal değil bu yüzden normalmişçesine düşünerek yorum yazmayın. Sözün, dövün ama "Ya ne saçma, şimdi mi böyle oldu, şöyle oldu?, Böyle davranması saçma." gibisinden yorumlara açıklama yapsam da kabul etmemekte ısrar eden var. Artık yazılan başına (Oç) ve (Normal) Tae diye. Anlaşılmıyorum herhalde. Zaten buradan sonra Oç Tae görmezsiniz fazla muhtemelen, bilemem.

INSTAGRAM AÇTIM: ainisemaeum (Çünkü işsizim :D)

Oradan hikâye filan atarım yeni bölümlerle alakalı, belki...

Oradan hikâye filan atarım yeni bölümlerle alakalı, belki

Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.

Oy sınırı: 150

Nise💙🦋

already, i'm hurt.Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin