Jimin'in Defteri

758 80 19
                                    

Yoongi

Jimin'in evine gelmiş onunla birlikte film izlemek için hazırlanıyorduk. Daha doğrusu Jimin oradan oraya koşturuyor, bir türlü yerinde durmuyordu. Bense ağır adımlarımla mutfaktan getirmem gerekenleri getiriyordum. Elindeki bardaklara içecekleri doldurmuş içeriye götürüyordum yavaş yavaş. Ta ki Jimin hızını alamayıp koluma çarpana kadar. Koluma çarptığından mütevellit devrilen bardaktaki içecek üstümü ıslatmıştı. Jimin endişeyle sorular soruyordu. Yere düşen bardak kırılmamıştı iyiki.

"Ya çok özür dilerim Yoon, hızımı alamadım."

"Sorun değil Jim, sonuçta sadece ıslandım. O kadar."

"Kıyafetlerinden istediğini gidebilirsin, biliyorsun. Hem ben çok büyük beden giyiyorum hem de seninle aynı boydayız." Gülümsedim ve arka tarafta kalan odasına doğru ilerledim. İçeriye girdiğinde feromon kokusunu alabiliyordum. Normalde az olan ve mandalina çiçeği gibi kokan feromonlar odada daha da fazla oluyordu.

Hızla dolabına ilerledim ve kapağı açıp kendime uygun bir şeyler aradım. Üst rafta kalan siyah tişörtü almak için çekmiştim ki önüme bi' defter düştü. Defter oldukça eski görünüyordu aslında. Defteri elime aldım. Aslında içine bakmamam gerektiğini düşünsem de merakıma yenik düştüm.

Defteri açtığımda içinde siyah tükenmez kalemle bazı yerleri dağılmış düzgün bir el yazısı çıktı.

Bu el yazısı Jimin'inkine benziyordu.

İlk sayfadan itibaren okumaya başladım.

~

2 yıl öncesinden günümüze doğru...

Yalnızlığı hissediyorum, bu ilk değil. Bu ilk yazışım ama ilk aklımdan geçirişim değil. Sadece hissettiğimde emin değilim. Yaşıyorum diyebilir miyim?

~

İçinde bulunduğumuz hissizlik bizi üşütürse ve hipotermi geçirip ölürsek, o zaman biz de o hissizliğin bir parçası oluruz, değil mi?

~

"Seni gülüşüm solsa da seveceğim."
Gülümsemek insanın acılarını saklar. Çok gülen çok ağlar derler ya hani. Eğer birinin gülüşü solarsa o insanın acıları gün yüzüne çıkar. Acılar önce sevincini öldürür, sonra bedenini. Dertlerin üzerine kefen gibi örtülür. Ruhu ölmez, hep o acılarla başbaşa kalır.

~

Kırık bir kalp yapışır; tabii eskisi gibi olmaz ama bir çok şeyin üstü kapatılır. Ama kalbi un ufak edilen insanlar da vardır. İşte onların ki tamir olmaz. Birileri gelir; o tozların ya üstüne basar ya da o tozları üfler. Ama birisi gelir; ya o tozları süpürür ve ellerine verir ya da o tozları toplayıp çöpe atar. Ve başka biri vardır ki o, o tozu süpürüp rafa kaldırır. Sen o tozların olduğu rafı bulamazsın.

~

Pürüzsüz bir gülüşüm var. İnsanlar hep ona bakarlar. Kimse umursamaz iniltilerle kanayan yaralarımı. En güzel gülümseyen insanlar hep en çok acıyı çekenlerdi.

~

Doğruydu. Hep en güzel gülümseyen insanlar en çok acı yaşayan insanlardı. Hatta o kadar güzel gülümserler ki pürüzsüzdür. Çünkü onlar tüm acılarını perdelemek için insanlara en güzel maskeyi, gülümsemeyi sunuyorlar. Ne kadar güzel gülümsersem o kadar çok anlaşılmam diye düşünürler. Bırakalım bazı şeyler yaramızda kalsın. Acılar sadece bize özel olsun.

already, i'm hurt.Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin