Özür Dileme

1.8K 212 37
                                    

(Asıl) Taehyung

Karşımdaki kişiyi asla beklemiyordum.

Jungkook gelmişti... Gelmemeliydi... Ya ona zarar verirse yine? Ya yine onu üzerse? Ya bu sefer beni temelli terkederse?

Hayır, buna izin veremem. Onun beni terketmesine dayanamam. Ölürüm gerçekten, ruhunu kaybederim. Ruhum onu gözyaşlarının denizinde boğulur.

"J-jungkook? Neden geldin?"

Hiçbir şey demedi ve sadece sarıldı. İçimi ısıtan bir sarılmaydı bu...

Jungkook

Taehyung yalnız başına gitmiyordu tedaviye. Bende tedaviye gidiyordum. Ve bu yaptığım psikoloğumun önerisiydi.

Hem abim hem psikoloğum ona iyi gelebileceğimi söylemişti.

Artık ondan eskisi gibi sadece bir özür beklemiyordum. Beni ikna etmesini istiyordum. Dediğini yapmasını istiyordum.

Sarılmamız bozulduktan sonra onu elinden tutup içeriye götürdüm ve koltuğa oturmasını bekledim. Şaşkın gözlerini gözlerimden ayırmadan koltuğa oturdu.

"Taehyung, fazla uzatmayaca-"

"Neden geldin Jungkook?"

"Ne?" Gözlerindeki endişe kilometrelerce öteden okunurdu.

"Gelmemen gerekirdi; ya sana zarar verirse, ya seni incitirse, tekrar gitmene dayanamam Jungkook. Beni sensizliğe alışamamışken tekrar umutlandırma lütfen." Dedikleriyle sessizliğe büründü ortam. Biraz sonra cümlelerimi toparladım.

"Taehyung, bak. Sana her ne olursa olsun inanıyorum, başaracaksın. Sadece kendin olabileceksin, biliyorum. Tahmin bile edemem onun seni nasıl incittiğini ama lütfen bırakma, devam et. Söylediğin sözler, bakışların, dokunuşların... Ben hepsini unuturum. O sen değilsin çünkü, biz seninle hiç yazmadık o sayfalara."

Gözleri dolmuş ve sağ gözünden bir damla yanağına akmıştı.

"Taehyung, hatırlıyorsun, değil mi? Bana senin beni sevmeni sağlayacağım demiştin. Yap lütfen, ikna et beni. Senden özür dilemesi bekledim hep. Yapma, özür dileme. İkna et beni."

Gözyaşları yanaklarından çenesine doğru kayıp koltuğa damlarken kafasını salladı hızla. Ellerimi ellerine uzattım ve avuçlarım içine aldım. Hıçkırarak ağlamaya ve titremeye başlamıştı. Ellerini ellerimden asla çekmemişti. Aksine kaldırıp dudaklarını dokundurmuştu. Ellerimi kaldırıp yanaklarına götürdüm. Islak yanaklarında dolaştı parmaklarım. Ellerim ensesine doğru gitti ve bir elim sırtına doğru kaydı. Kendime çektim onu nazikçe. Göğsüme yaslandı ve hıçkırıklarını bastırmaya çalışarak ağlamaya devam etti. Parmaklarım saçları arasında dolaşıyordu. Elim sırtının üstünde yavaş yavaş kayarken hıçkırıklara azalmıştı.

Bir süre sonra uyduğunu farkettim. Benden daha ağır olduğu için onu koltuğa uzandırdım ve üstüne örtmek için getirdiğim çarşafı örtüp çıktım. Biraz ileride beni bekleyen Seokjin ve Hoseok'u yanlarına geldim.

"Nasıldı?" diye sordu Hoseok. Meraklanmıştı ikiside.

Hiçbir şey diyemeden dolu olan gözlerim boşalmaya başlamıştı. Bu sefer ben ağlıyordum hıçkırarak.

Gerçek Taehyung hiç tanıştığıma benzemiyordu. Onun ruhu zedelenmişti. Ezilmişti baskılar altında.

Hoseok

Eve geldiğimizde Jungkook'u yatırıp evden çıkmıştım. Jin ile evlerimiz yakın olduğundan eve gidiyorduk ki  telefonum çalmaya başlamıştı. Arayan kişi ondan başkası değildi. Telefonu açtım ve konulmasını bekledim. Konuşmadı.

-Ne var?

-Yanıma gelir misin? Evime.

-Ayağıma gelmeni tercih ederim.

Hızla telefonu kapattım.

"Yoonha mı?"

"Evet, gelmemi istedi."

"Sende ona ayağıma gel dedin?"

"Evet."

Hiç şaşırmamıştı Jin. Alışmıştı artık. Evdeyken sürekli arıyordu ve ağzına lafı yıkıp telefonu kapatmadığım sürece sürekli saçma sapan sebepler sunuyordu.

Eskiden peşinde köpeği olduğum Yoonha, şimdi peşinde köpeğim gibiydi.

...

Evin önüne gelmiştim ama hâlâ ortalıklarda yoktu. Daha fazla beklemek istemediğim için içeri girecektim ki bir anda kolumdan tutulup çekildim. Çekilmemle dengemi kaybetmem bir olmuştu. Ve evet onun üstüne düşmüştüm.

"N'apıyo'sun ya? Ne çekiştiriyorsun?"

Şaşkınlıkla yüzüme bakıyordu sadece.

"Ne bakıyo'sun, bi' şey mi var suratımda."

Gözleri hipnotize olmul gibi bakıyordu suratıma.

"Ne var?"

Bir anda eli kalktı ve yüzüme doğru yaklaşmaya başladı. O an şaşkınlıkla hareket edememiştim. Eli yüzüme yaklaşmaya devam ediyordu.

Tam dokunacaktı ki bir anda yüzümü çevirdim. İşte o an yaptığı şeyin farkına vardı.

"B-ben özür dile-"

"Özür dileme! Eş izinin çıkmasına neden olabilirdin! Ne istiyorsun? İğrenç gibi temellere sahip bi' ilişki mi? Kusuruma bakma, benden olmaz. Ya da bak."

Üzerinden kalktım ve hızla üstümü silkeledim. Eve girmek için binaya yönelmişti ki arkamdan konuştu.

"Beni affetmeyecek misin? Sürünmemi mi istiyorsun?" İşte şimdi gerçekten sinirleniyorum. Hızla arkamı döndüm ve üzerine yürüdüm. Duvara doğru geri geri yürümeye başladı.

"Bana baksana sen, affedecek olsam ben affetmez miydim çoktan? Gerizekalı mıyım senin gibi bi' piçi süründürücem diye götümü yırtayım. Sen sürünmeyi bile haketmiyorsun. Şimdi siktir ol git! Anlaşıldı mı?"

Ben bunları söylerken çoktan duvara yaslanmıştı ve yakaları avuçlarım içindeydi. Ten teması yoktu aramızda.

Gözleri dehşetle açılmıştı, yüzüme bakıyordu sadece.

"SANA ANLAŞILDI MI DEDİM ALFA KAHPESİ?!" Hızla kafasını salladı. Gitmek için geri çekildi. Hızla uzaklaştı.

&

Yoonha, kanayan yaram...

Sınırı az tutuyorum çünkü elimde bölüm var KDNDLBEKDBEND

BU ARADA BEN INSTAGRAM AÇTIM. ORADAN SPOİ KOYUYORUM HİKAYEYE ARADA BİR. BAKARSANIZ SEVİNİRİM. Lan capslock açık kalmış :D

Instagram: ainisemaeum

Oy sınırı: 120 (100.000 okunma olduğu için bölüm erken geldiiiğiğiğiğ)

Nise💙🦋

already, i'm hurt.Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin