9♣Sansar

29.1K 1.6K 127
                                    

Bardan dışarı çıktığımda, barın arkasında kalan tenha sokaklardan birine gidip kaldırıma oturdum ve sigaramı yaktım.

Sigara dumanının havada süzülmesini izlerken, aciz bir dumanın havada nasıl süzülebildiğini düşündüm.

Elbet bir açıklaması vardı değil mi?

Hava esir adı verilen bir maddeyle doluydu ve bizlerde o maddenin içinde yüzenlerdik. Esir maddesi öyle bir şeydi ki -burada muhteşem olmasına dair tüm sıfatlar kullanılabilir- havada madde iletimini sağlıyordu. Yani ses, görüntü, sigara dumanım ve daha fazlasını ileten harika bir maddeydi. Bu maddenin varlığı fizikçiler tarafından kabul görmüştü.

"Ne düşünüyorsun?"

Kaldırımda yanıma oturan Sena'nın sesiyle irkildim. Hangi ara yanıma geldiğine dair en ufak bir fikrim yoktu.

" Buraya kadar yalnız gelmediğini söyle." dedim sigaramdan derin bir nefes çekerken. "Buralar bir kız için güvenli sayılmaz."

"Bunu barın kapısından çıktıktan beş dakika sonra bana laf atan adamlardan da anlamıştım."

Güldüm. "O halde niye geri dönmedin de buraya geldin? "

"Seni arıyordum." dedi.

" Neden?" dedim en umursamaz tavrımla. Muhtemelen az önce kalbimi falan kırdığını zannediyordu ve benden özür falan işte neyse ondan dilemeye gelmişti.

"Sanırım az önce üzüldün." Ne demiştim ben? "Ama onun için gelmedim. Sonuçta senin üzülmen beni ilgilendirmez."

Tek kaşımı kaldırıp ona baktım.

"Oha, onu nasıl yapıyorsun?"

"Neyi?" diye sordum. Bu kızın kafası falan mı güzeldi? Ne dediğini anlamamıştım.

"Tek kaşını kaldırmanı."

Güldüm. "Çok basit." dedim ve tekrar kaldırdım. Bu sefer o güldü. Gülüşü... Fena değildi. Hayır, kendimi kandırıyordum. Gülüşü çok doğaldı ve kendine baktırıyordu.

"İlk defa bana bakarak gülümsüyorsun." dedim.

Hemen yüzündeki gülümsemeyi sildi. "Herneyse," dedi. "Ben buraya Selim'in ikna olduğunu söylemeye geldim."

Nefesimi rahatlamış bir ifadeyle geri üfledim.

" Bunu Selin'e yapmamızın doğru olmadığını biliyorum." diye başladım ve yanımda oturan Sena'ya bakmasam da dikkat kesilip beni dinlediğini anladım. Aslında aklımda uzun bir konuşma yapmak vardı ama böyle bir yeteneğim olmadığı için vazgeçtim. "Ama yapmak zorundayız."

Sena yine güldü. Bu benim yanımda ikinci gülüşü olduğunda her saniyesini dikkatle izlemek için ona döndüm.

" Edebi bir konuşma yapamıyorsun, değil mi?"

"Evet," dedim. "Ortaokuldayken edebiyatım birdi."

"Peki ya lisede?"

"Ben liseyi okumadım." dedim sigaramdan bir nefes daha alırken.

"Neden?"

" Hırsızlık yaptım. Okuldan attılar." dedim doğal bir tavırla.

" Ne çaldın?" diye sorunca ofladım.

"Çok soru soruyorsun."

Bu sefer o ofladı. "Sanki çok meraklısıyım cevap vermenin."

"Haklısın, o yüzden hiç soru sormuyorsun Havuç Kafa."

Düşünce MahkumlarıHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin