XXXI-Ali

11.6K 981 162
                                    

"Tavayı uzat çaylak." Ali abimin seslenmesi ile tavalarla dolu olan dolaba baktım.

Detay ama detay.

"Hadii!" avucunu açmış bana uzatan abime en yakın tavayı uzattım.

"Bu değil güzelim diğer tava."

Lan hepsi tava bunların tava!

Noktalı noktalı olan tavayı alıp verdim bu sefer.

"Alçin güzelim tavayı vereceksin bunu değil."

"Aaah yeter be. Tava tavadır işte ya koy birine pişer." abim göz devirirken bana götüyle beni kenara itti.

Aldığı tavayı gözüme gözüme sallayıp az önce bana kesmem için verip kesim şaheserimi kıskanıp kendi kesmeye devam ettiği patetesleri içine koydu.

Ne yani patetes diğer tavaya girince küsüyor mu?
Pişmiyor mu?

"Güzelim şimdi dolaptan kişniş ve rezene getir." durup abime baktım.

Tamam isimlerini duydum ama tüketip tüketmediğimi bile bilmiyorum ki.

"Hadi abicim." o başka tavadaki sosu karıştırırken acaba baharat olarak mı yoksa buzdolabından bitki olarak mı istediğini düşündüm.

SOS?

Baharat tabi ya!

Baharat çekmecesini açmam ile gülen yüzüm soldu.

Bu ne ya!

Kaç çeşit baharat var burada!

Ne bunlar?

Lokman Hekim miyiz biz?

"Hızlı çaylak hızlı!" elime aldığım rastgele kutuyu açıp kokladım.

Bildiğim baharat kokusu değildi.

Bildiklerim ne mi?

Nane
Kekik
Sumak
İsot
Karabiber
Pulbiber
Kajun
Ve köri.

Bakın şov olmasın de susam çörekotu vs de demedim he.

Neyse elimdeki şişede duran ve bana 'ben daldan kopmuş çiçek tohumuyum' diyen şeyi uzattım.

Ali abim kutudan kaşık ile çıkardığı baharatlı görünce bana döndü.

"Güzelim ben senden Güya otu istemedim. Rezene ve kişniş hemen orada."

Lan işaret ettiğin yerde ki her şey senin istediğin olabilir!

Elindeki şişeyi koyup başka bi tane uzattım.

"Bu da reyhan, Alçin." başka bi tane uzattım.

"Yenibahar!"

"Zahter!"

"Mahlep mi? E yuh kızım çekil!" dolabın önünden yine bi toto vuruşu ile kenara itildim.

Abim sanki eliyle koymuş gibi 2 baharat şişesini çıkardı.

Bana göstere göstere sosa koydu.

O da ne biçim sos ise.

Bi ben yokum içinde.

"Şimdi buzdolabından eti çıkar. "

Tamam bu kolay iş. Buzdolabını açıp baktım.

Bu tavuk, bu hindi, bu dana eti, bu koyun, bu keçi, bu kaz, bu tavş-

BU NE YA!

"Abi ne eti ne eti!" Ali abim sosundan gözünü çekip bana bakarak güldü.

"En altta arka kısımda. Marine edilmiş şekilde. Kabuğunu da ver de kabuğunda pişireceğim fırında." eğilip bahsettiği yere baktım.

Michelangelo!

Kaplumbağam!

"Alçin iyi misin?" geriye doğru sendelerken tek düşündüğüm şey kaplumbağamın marine edilmiş haliydi.

Sonrası ise karanlık.

©©©©©©©©©©©©©©©©©©

"Aferin oğlum sana aferin! Lan o kadar çeşit et var! Kaplumbağa ne lan ne!" Efe abinin yüksek tondaki sesi ile ortamdaki kolonya kokusunun hakim olduğu salonda gözlerimi açarken Ali abim endişeyle beni izliyordu.

Ali abim?

Kaplumbağam!?

Gözlerim dolarken sanki ne düşündüğümü duymuş olan abim hızla yere eğildi.

" Valla o michelangelo bu michelangelo değil güzelim. Bak bu senin ki." yüzüme aval aval bakan kaplumbağam ile hızla kucağıma aldım.

"Canım yavrum benim! Sen sandım öldüm dirildim be!" kabuğunu öperken herkes derin bir nefes vermişti.

Abartmıyorum.

Az önce evcil hayvanım öğün niyetine yiyeceğim sandım.

Düşünmek bile korkunç!

Böyle de değişen bi şey yok!

Vejetaryan olmama saniyeler kala abim girdi araya.

" Kız kızıl dünyam. Ben senin michelengelo nu neden keseyim yahu. Hem etli değil bu.!

Gözlerim kocaman olmuş kaplumbağa ile Ali abime döndük. Sanki hissetmiş gibi kafasını içeriye sakladı michelengelo.

Korkma annem! Ben seni koruyacağım!

" Ali siktir git mutfağa abicim. Ayrıca mal herif kaplumbağa yemeği ne lan!" Ali abim bize göz devirirken ben hala ciddi ciddi akşama kaplumbağa yiyeceğimiz düşündüm.

Hay senin kültür karmaşana!

Çin miyiz biz kendine gel be!

"ne oluyor burada!" ortama elinde dosya ile giriş yapan baba bey sırayla hepimize baktı. Benim halim ne durumdaysa adamın gözleri büyüdü.

"Kızım noldu!" yanıma uçarak gelip alnıma elini koydu.

"Ee ateşin de yok neyin var?" efe abim cevapladı babamı tabi.

"Önemli bi şey yok bayılmış sa-"

"Ne demek önemli değil! Neden bayıldı! Yemek mi yemedin? Tansiyonun mu düştü! Yavrum neden hastanede değilsiniz! Ali ara hemen Lütfü Beyi gelsin. Yanına da doktor getirsin ek olarak! Acaba röntgen çekilmesi gerekir miydi? DUR Ali! Biz gidiyoruz arama. Hadi yavrum be-" babamın ağzını kapattım elimle hemen.

" Baba sakin ol bir şeyim yok. Hem Efe abim de baktı bana. Dimi abi? "efe abim beni onaylarken babam burun kıvırdı.

" Daha deneyimlisi baksaydı! "

" Yok artık baba! Ben de doktorum hani! " babam abimi duymamazlıktan gelirken abim küsme moduna girmişti bile.

E haklı sanki ucundan.

" Niye bayıldın ne oldu? "ali abim yavaştan mutfağa kaçmasını babamın akşam yemeğinde kaplumbağa olacağını duyduğunda verdiği tepkiden dolayı haklı buldum.

En son babam kaplumbağa fantezilerini abimin üzerinde denemeye gidiyordu.

Bi şey yok bi şey yok.

Kafamı eğdiğimde michelengelo yavaşça başını çıkardı kabuğundan. Sağa sola bakıp tamamen çıkardı kafasını bu sefer.

"Sana turuncu tulum diksem giyer misin oğlum?"

Ve michelengelo yavaşça başını içeriye çekip saklandı.

Ne!

Bence güzel olurdu¿

Ay ay yeto artık gün akışına devam ediyorum ckakxhjz

Şimdi yeni bölüm pat diye okula gidişimiz.

Hepimiz bu anı bekliyoruz biliyoruuuuum ckKhxkz

Hadi kazasız belasız az kavgalı az kaoslu bölüm bekleyelim...

Yersen ckajchkajxn

Yayımlanan bölümlerin sonuna geldiniz.

⏰ Son güncelleme: Mar 11, 2023 ⏰

Yeni bölümlerden haberdar olmak için bu hikayeyi Kütüphanenize ekleyin!

ALÇİNHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin