2-'Duman'

3.2K 193 110
                                    

Multimedya~Lucifer


"Söz, bir daha başka bir şey için ısrar etmeyeceğim. Hem, neden özellikle senin de gelmeni istediklerini anlamadım zaten." dedi Ruth tiz bir ses tonuyla.

Bugün pazardı ve tek yapmak istediğim akşama kadar yatakta yatıp kendimi okula hazırlayabilmekti! Pazar günleri dışarı çıkmaktan nefret ederdim. "Anna lütfen. Okuldaki çoğu insanla iyi geçinemediğimi biliyorsun. Bir arkadaş grubu gibi takılmış olacağız, fena mı?" Uzun uzun ofladım.

"İki saatten önce çıkmam." dedim en son kabullenerek. Telefondan sevinç çığlıkları duyduğumda yüzümü buruşturarak kulağımdan uzaklaştırdım. Her şeyi ne kadar da abartıyordu.

"Tamam o zaman üçte görüşürüz!" dediği gibi kapatmıştı. Tabii iki saat hazırlanmasına ancak yeterdi. Aslında benim iki saatimin bir buçuk saati uyuşuk bir şekilde kalkmaya, kahvaltı etmeye ve duş almaya gidecekti. Yarım saatte de hazırlanıp çıkardım.

Derince nefes alıp kalktım ve her zamanki rutinimi gerçekleştirmeye, tuvalete gittim. Klozette on beş dakika oturup hayatı sorgula. Duş almak için suyun sıcaklığını ayarla. Su ısınırken hayatı sorgula.



Duşumu aldıktan sonra krem rengi yünlü bir kazak ve siyah kalın bir tayt giymiştim. Havalar gittikçe soğuyordu. Aslında hasta olmamam için duş alıp çıkmamam gerekiyordu ama o zaman da rahat edemiyordum.

Saçlarımı hızlı bir şekilde kuruttuktan sonra rimel ve dudak nemlendiricimi sürüp oturduğum yerden kalktım. Evet, tam da yarım saatte hazırlanmıştım. Saçlarım biraz uzun olduğundan onları kurutmak vakit almıştı sadece. Çantaya ihtiyaç duymadan telefonumu ve paramı aldıktan sonra üstüme ceketimi de giyip odadan çıktım. Bu sırada Lexi ile karşılaştım. Benim aksime simsiyah olan uzun saçlarını tarıyordu.

"Dışarı mı çıkıyorsun?" Gülümseyerek kafamı salladım.

"Eğer bugün haylazlık yapmazsan akşam seni parka götürebilirim." Sevinçle ellerini çırptı. Yanağına bir öpücük kondurduğum sırada kapı çaldı. "Ruth geldi bile, hadi görüşürüz. Dediğim gibi, uslu bir kız ol." Sırıtarak kafasını sallarken dediklerime uyacağını hiç sanmıyordum. Daha yedi yaşında olduğu halde evde tekken yapmadığı şey kalmıyordu. Aslında çoğu zaman tek kalmazdı, ya ben ya da annem yanında olurduk.

Nihayet evden çıktığımda hızlı bir şekilde Ruth'un arabasına bindim. "Nerede kaldın kızım ya?"

"Lexi'ye her zamanki uyarılarımı yaptım." diye açıkladığımda Ruth kahkaha attı.

"Eminim seni dikkate alacaktır." Gülerek karşılık verdiğimde arabayı sürmeye başladı.

"Nerede buluşacağız?" diye sordum. Ruth yola bakarken cevapladı.

"Aynı barda." Gözlerimi büyüttüm.

"Bu saatte mi?" Daha akşam bile değildi. Neden doğru düzgün bir kafede buluşmuyorduk ki?

Ruth omuz silkti. "Belki orada rahat ediyorlar. Hem ne fark eder?" Derince nefes aldım.

"Çok şey fark eder Ruth. On yedi yaşındayız, bunun farkındasın değil mi? Her istediğimizde girip çıkamayız." Tekrardan omuz silkti. Bugün fazla umursamaz davranıyordu ve bu benim canımı sıkıyordu.

"Anna, sen de beni anla ya. Şu Nicholas, çok yakışıklı çocuk! Hem dün de benimle ilgilendi, bayağı sohbet ettik." Tabii ki onun için gidiyorduk. Oflayarak geriye yaslandım.

"Muhabbetleri sıkarsa 2 saatten fazla durmam." dedim kesin bir şekilde. O da hızlıca kafasını salladı.


Bara gelebildiğimizde normal bir şekilde geçmiştik. Belki de gündüz olduğundan kimlik istememişlerdi. İçeri girdiğim anda ise yüksek müzik sesinden yüzümü buruşturdum. Ense kökümdeki acı yerini almıştı. Hava apaydınlıkken buradaki karanlığı çözememiştim, burada gündüz de gece de fark etmiyordu.

MÜHÜRHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin