3. Kaç Küçük Tavşan!

35.2K 1.6K 861
                                    


○●



Bölüm Üç

"Kaç Küçük Tavşan!"

Bölüm Şarkısı: Familiar - Agnes Obel

Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.


Bölüm Şarkısı: Familiar - Agnes Obel

Soğuk, kasvetli bir sabaha gözlerimi açtığımda gördüğüm ilk şey, yanı başımdaki komodinin üzerine yerleştirilmiş bir orkide çiçeği oldu.

Tıpkı kırdığıma benzeyen fakat bu sefer plastikten bir saksının içerisine yerleştirilmişti çiçekler, yine beyaz elbette, artık sinir bozucu gelmeye başlayan bir sinsilikle gözler gibi beni izliyor ve her hareketimi takip ediyorlardı sanki. Nereden buldu da getirdi yenisini? Daha dışarıya bakılırsa saat çok erkendi ve ben çiçeği dün kırmıştım. Akşam beraber yemek yedikten sonra şehre inip getirmiş miydi yoksa?

Hem biz neredeydik? Evet, ormanlık bir alan, neredeyse tepe gibi bir yerdeyiz, dört taraf ağaç ama tam olarak neresi? Hangi şehir? Ve şehir merkezine ne kadar uzaklıktayız? Sabahın çok erken bir saatinde kalkıp gittiğini düşünerekten, bu kadar kısa bir sürede gidip gelmesi bana merkezin o kadar da uzakta olmadığını düşündürüyor. Belki yürünebilecek bir mesafededir? Hiç değilse bir köy olmalı yakınlarda bir yerlerde, değil mi?

İki gün önce uyandığımdan beri hiç tuvalete gitmemiştim, şimdi sıkıştığımı hissedince zar zor ayrıldım yine yataktan. Ter içindeydim, saçlarım dört bir yanımda dağınık ve yapış yapıştı; sanırım ateşim de çıkmıştı. İlaçları içmediğim ve kendimi hırpaladığım içindi bütün bunlar fakat umursamadım, dayanabileceğime inanarak son güçlü bir çabayla kalktım ayağa. Adımlarım dengesiz, yavaş ve kararsızdı, her an pes edip olduğum yere yığılabilirmişim gibi hissediyordum kendimi fakat bir şekilde çıktım odadan, ayak tabanlarım yere sürte sürte evin içerisindeki sessizliği yardım ve üst katta gezinmeye başladım.

Çok da büyük değildi aslında, uzun bir koridor ve toplamda 3 oda. Benim kaldığım, koridorun sol tarafında, diğer odalardan izole bir şekilde tek başına dururken diğer uçta ise karşılıklı 2 oda vardı. Kapıyı araladığım ilk oda ona ait olmalıydı, yine sade, kesinlikle kişisellikten yoksun fakat şaşırılacak biçimde düzenli bir yerdi. Bir de yatağının başındaki komodinde üst üste dizili 4-5 tane kitap vardı, yalnızca birinin kenarında ayraç gördüm. Ne okuduğunu merak ettim aslında, bunu araştırmanın onunla ilgili birçok şey söyleyeceğine inanıyordum fakat o an buna ne takatim ne de sabrım vardı, yalnızca bayılmamak için yüzüme soğuk bir su çarpmak ve mesanemi boşaltmak istiyordum.

Onun karşısındaki odayı lavabo sanmıştım fakat kilitliydi. Kendi odasını kilitlemeyip neden karşısındaki odayı kilitlemişti? Ne tutuyor olabilirdi orada? Bana verdiği ilaçları mı? Sadece bunlar olamaz, değil mi? Görmemi istemediği, önemli bir şeyler olmalı kesinlikle bu kapının ardında, belki de buradan çıkışımın, ondan kurtuluşumun anahtarı olabilecek bir şeydi... Açıkçası bu kapının kilitli olmasına çok sevinmiştim, elimde hiçbir şey olmadan öylece nereden başlayacağımı, kurtuluş planımı nasıl hazırlayacağımı bilmiyor, kendimi kayıp ve çaresiz hissediyordum fakat şimdi bir amaç edindim kendime. Hemen şimdi, şu an, kapı kulpunu çevirip de kapıyı açamadığım saniyelerde. Küçük planlar, küçük hedefler koymalı, önce bazı soru işaretlerini gidermeli ve bu minik zaferlerle kesin bir sonuca, başarıya ulaşmalıydım. Ödül oyunları gibi, basit ama yegâne amacıma varan yolu inşa edecek önemli bir adım!

Lilith'in GözyaşlarıHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin