13. Ateşle Dans

22.9K 1.4K 1.5K
                                    

Çizim bana ait

Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.

Çizim bana ait. Artık kitapla ilgili daha çok çizim yapacağım, Instagramdan ulaşabilirsiniz^^

Çok kritik bir bölümle geldim, bundan itibaren gidişat çok değişecek, dengeler altüst olacak.

Beğenerek destek olabilirseniz sevinirim:))

İyi okumalar.



○●

Bölüm On Üç

''Ateşle Dans.''

Hayatta bazı anlar, bazı duraksamalar, kendi kafanın içinde donup kalmalar olur.

Bir felaket öncesi sessizlik gibi; durgun, huzurlu bir günün ardından gece yarısı gelen beklenmedik bir telefon veya misafir beklemiyorken çalan kapı gibi. Ani ve belirsizlik dolu, endişe uyandırıcı ve kalbini durduran cinsten.

Bu adam neyin nesi böyle?

Yanımda dikilen uzun boylu yabancıdan, onun bir o kadar yabancı gelen kehribar bakışlarından bahsediyordum. Kendine olan güveni, yüzündeki o rahatlıktan, o gevşek ama toplu duruşundan, uzun parmaklarıyla benim şaşkınlığımın geçmesini beklerken masada ritim tutmasından belliydi.

Esmer bir adamdı, kirli sakallıydı ve büyük ama dinç duruyordu. Dik inen sivri bir burnu vardı ona sert bir görünüm veren ve alt dudağı daha kalındı; gülümseyişi genişti, gözlerinin etrafı hemen kırışıyordu.

Onu bu şekilde bir aptal gibi dikizlemeye devam etmiş olabilirdim herhangi bir şey yapmadan veya söylemeden. O da benim sıfatımdaki dehşeti izlerken benim aksime rahat bir tavırla, ''tabii,'' dedi asla resmiyeti bozmadan, ''size kendimi tanıtmadım. Ürkmeniz doğal.''

Kadehi masaya bıraktı ve sahtesinden bir hazırlanma çabasıyla yakalarını düzeltip elini bana doğru uzattı. ''Başınıza gelen talihsizliği tersine çevirebilecek tek adamım ben. Tanıştığımıza memnun oldum.''

Uzattığı eli tutmadım, isteseydim bile tutamazdım, öylece kalakalmış ve büyüttüğüm gözlerimle karşımdaki adamı izlemiştim. Aralarına zor seçilebilen akların düştüğü kirli sakallarıyla sert, sivri çenesi az önce onu bir yabancı sanarkenki kadar ürkütücü gelmiyordu ama şimdi de karşımda bir Azrail duruyor da canımı almaya gelmiş gibi dehşete düşmüştüm birden.

Elini tutmadığım vakit geri çekti, ceketinin uçlarını hafifçe çekip düzeltti ve boğazını kibar bir hareketle temizledi. Onun aksine gayriresmi, kaba bir tavırla, ''sen kimsin?'' diye sordum sonunda, ağzımı açabilmiş olmam bile bir şanstı.

Lilith'in GözyaşlarıHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin