Bölüm 13

14K 1.1K 241
                                    

Bölümleri tekrar yazıyorum. Bu bölümde de bir yerden sonra tamamen yeniden yazıldı. Bölümleri tekrar okumanızı öneririm 

🌸🌸 Satır arası yorum yapmayı unutmayın:) Kıtabın yorumları çooook az sizi bekliyorum🌸🌸

ღKeyifli okumalarღ

8 ay.

237 gün. Sayılması gereken günlerim, saatlerim var. Hatta belki karşımda biyolojik babam olduğunu söyleyen, yanımda oturan bana annem olduğunu söyleyen kişileri kabul edemeyecektim. Ne bu arabadaki ne de arkamızdaki iki araçta bulunan kimseye alışamayacaktım ve dakikaları dahi sayacaktım. 

Çiftlikten, evimden, ailemden ayrıldığımdan beri diken üstündeydim. Eylül ayının 2. gününde bile etkisini kaybetmeyen sıcak havada soğuk terler döküyordum. İki bacağımın arasına konumlanmış oturan Romeo'ya çevirdim gözlerimi. Simsiyah, gece karası bakımlı tüyleri, heybetli duruşuyla oturuyordu. Toprak rengi gözlerinin hedefi ise Miraç beydi. Bir şey yapmayacağı için umursamayıp başımı koltukta geriye yasladım. Koltukta biraz aşağı kayıp dik duruşumdan ödün verdim. Oldukça yorulmuştum, uykulu hissediyordum. Gözlerimin kapanması ve koluma değen ılık parmaklar bir olmuştu.

Gözlerim anında açılırken artık uykulu değildim. Duruşumu dikleştirip bakışlarımı kolumdaki parmakların sahibine çevirdim. 

Mine hanıma. 

Omuzlarının iki parmak kadar altında biten saçının bir tutamını kulağının arkasına sıkıştırmış bana bakıyordu. Ona dönen bakışlarımla konuştu. 

"Yorgun musun kızım?" Hiç bitmeyen enerjisi, yüzünden eksik etmediği tebessümü ile güzel bir kadındı Mine hanım. Duvar kadar düz yüzüme tezat ılımlı bir sesle "Yolculuk yordu." diyerek kısa bir cevap verdim. 

"Fatih bey söylemişti. Eve varınca kısaca herkesle tanıştırırım sonra seni odana götürürüm, duş alır yemeğe kadar dinlenirsin annecim." dedi ilgiyle. Beni bu kadar çabuk benimsemesi normal miydi? Benim 17 yıldır bir annem yoktu. Hayatımda bana annelik yapan 3 mükemmel kadın vardı ama öz annen gibi olmuyordu işte. Hoş Gizem Yalçın benim öz annem değildi zaten. Yinede Mine hanımın 17 yıldır annelik yaptığı bir kızı vardı. Mine hanımın çocuklarına yaklaşımını görmüştüm ve 17 yıldır Defne'ye annelik yaptığına eminim. Benim içimde 17 yıldır anne özlemi varken ben kabul edemezken Mine hanımın bir çırpıda olayları kabullenmesi beni huzursuz ediyordu. Cevap vermediğimi fark edip başımı salladım kısaca. Önüme dönüp Romeo'nun başını okşadım. 

Atlas abimin yokluğunu fırsat bilerek antrenmanları asıp taktığım takma tırnaklarımla tüylerini kaşıdım. Şüphesiz tırnaklarımdan en memnun olan Romeo'ydu. Başını dizime yasladığında bir yandan yolu izleyip diğer yandan başını okşamıştım. Sessiz geçen yolculuğun ardından Taş mermer duvarlara sahip gösterişli konakların olduğu sokaklara girmiştik. Geçtiğimiz kaçıncı sokaktı emin değildim ama girdiğimiz sokak arabalarla doluydu. Büyük bir konağın önünde durduğumuzda Mine hanım ve Miraç bey arabadan inince bende inmiştim peşlerinden. 

Bizim arkamızdan sokağa giren araçtan da Oğuz, Ulu, Deniz ve Egemen onların arkasındaki araçtan Ulaş ve Yağız inmişti. Romeo Selim ve Ulaş'a kitlenmiş ve tetikte bekliyordu. İkisini de sevmiyordu. Tabi onun hırçın hallerine karşılık tasmasını sıkı sıkıya tutuyordum. Miraç bey bir şey demek için ağzını açmıştı ki çalan telefonumla vazgeçmişti. Cebimdeki telefonu çıkarırken ekranda gördüğüm isim yorgunluğumu almıştı bile. 

"Beyaz atlı prens" içim çocuksu bir sevinçle dolarken gülen gözlerimi Miraç beye çevirdim. Gözlerimdeki neşe onu bile gülümsetmişti. 

"İzninizle" diyerek birkaç adım uzaklaşıp telefonu cevaplamıştım. Miraç bey arkamdan bir şey söylemişti ama dinlememiştim bile. Tüm odağım abimdi. 

Amber Tomris - Gerçek aileHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin