Bölüm 17

13.9K 1.1K 332
                                    

Bölüm Sıfırdan yazılmıştır :)

Yorum yapmazsanız bölüm yazmam size. Bu bir tehdittir :) yorum yapın yavvv🤕



ღKeyifli okumalarღ

"Yaaaa!" Amber başını geri çekerken bir yandan da Oğuz'un elini itmeye çalıştı. "Ya çok baharatlı diyorum." Oğuz Amber'in yemek yemek için geldikleri mekanda hiçbir şey yememesine sinir olmuş zorla yedirmeye çalışıyordu ama sorun şuydu ki yemeklerdeki baharatların yoğunluğu Amber'i rahatsız ediyordu.

Yemeklerin hemen hemen tamamı etten veya kıymadan yapılıyordu. Oysa Amber ege mutfağına alışkın biri olarak sebze yemeyi severdi. Eti de severdi elbet ama bu şekilde değil. Oğuzsa bunu anlamamak için resmen özel çaba sarf ediyordu.

"Ya mis gibi işte tadı var yemeğin. Sizin yedikleriniz ot ot." Baharatlı yemek sevmeyen Mardinli mi olurdu be!?

Oluyormuş...

Amber Tomris bunun bir numaralı örneği olarak yarım saattir tadına baktığı her şeye bir bahane buluyordu. Oğuz'un tabağına koyabildiği tek şey içli köfteydi... Ki içli köfteyi yemesinin sebebi daha önceden yediği ve sevdiği bir lezzet olmasıydı. Birde çorba içiyordu... Mercimek çorbası.

"Ya ben otlarımla mutluyum. Sana ne kardeşim benim damak zevkimden. Delirtme kudurtma beni. Ye yemeğini. Bak ben yiyorum." Amber tabağındaki içli köfteyi bölüm ağzına attı. Çiğnerken kısık bakışlarını Oğuz'un üzerinden çekmedi.

Oğuz'sa bir an duraksamıştı. Aklı bambaşka bir yere gitmişti. Şuan Amber yerinde Defne olsaydı ne olurdu?

Sertçe yutkundu. Eğer Defne'ye aynı şeyi yapsaydı şimdiye ortalığı birbirine katmıştı ama Amber öyle değildi. İtiraz ediyor. Uygun bir dille reddediyordu. Hatta Oğuz'a abisi olduğunu hissettirecek şekilde onunla uğraşıyordu da. Bunca yıldır bundan mahrum kalmıştı Karamanlar.

Amber çorbasından bir kaşık aldı "Beni dondurma yemeye götürmen gereken konular var Oğuz." Oğuz o an daldığı düşüncelerden çıkıp Amber'e baktı. Garip bir his dolmuştu içine. Anlamlandıramıyordu.

"Gideriz. Sen önce karnını bir doyur." İğnelerce dediği şeye karşılık Amber gülüp geçti. Oğuz'un onunla bilerek uğraştığının farkındaydı çokta takılmıyordu dediklerine.

"Yemek seçer misin? Yoksa sadece baharat mı?" Oğuz merakla Amber'e baktığında Amber gözlerini hafif kıstı. Nasıl anlatılırdı ki?

"Bak şimdi." dedi kaşığını kasesinin kenarına bıraktı. Oturduğu yerde yarım bir şekilde Oğuz'a doğru döndü. "Tam yemek seçiyorum denemez. Yani kesinlikle yemediğim bir şey yok. Çip bir şekilde domates yemiyorum mesela. Ya da ne bileyim yemeklerin içinde parça parça domates varsa yemiyorum ama sos olarak tüketiyorum. Salça da yiyorum. Biraz seçiciyim. Birde patlıcan var. Patlıcanın sadece turşusunu yapıyor babaannem onu yiyorum. Turşu diyince sirkeyle hazırlananlardan değil ilginç bir şey diğer türlü patlıcan da yemiyorum."

"Sen hiçbir şey yemiyorsun!" Oğuz dehşetle baktı kız kardeşine. Domates yemem diyordu. DOMATES! Domates olmayan yemek mi vardı?

Oğuz'un abartılı tepkisine Amber göz devirdi "Abartma! Sporcuyum ben! Yemediğim bir sebze bir meyve epi topu." Çorbasına dönüp büyük sakinlikle içmeye devam etti. Oğuz'sa Amber'in rahat tavrına hayretle baktı.

"Sen yemek seçer misin?" Oğuz'un sorusunu Amber ona yöneltti bu defa. Oğuz'sa başını iki yana salladı.

"Ben yemek seçmem. Sadece kivinin tadından hoşlanmıyorum. O da hayatta yemem dediğim bir şey değil." Amber başıyla onu onayladı. Sonrasında pek de bir konuşma geçmemişti aralarında. Ufak tefek sorular sormuş karşılıklı cevaplamışlardı. Yemeklerini yedikten sonra yoruldukları için Amber dondurma yeme işini sonraya erteleyip konağa gitmeyi teklif etmişti. Öyle de yaptılar. Konağa döndüklerinde herkes terasta oturuyordu. Kısa bir selam verip kaldığı odaya çekildi Amber...

Amber Tomris - Gerçek aileHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin