Bölüm 18

12.7K 1.1K 334
                                    

Bölüm iki dakikalık falan sırf bölüm olsun diye attım. Çünkü içime sinmiyor olmuyor yani bu aralar Asla Amber Tomris yazma havamda değilim sırf kitabı unutmayın diye bölüm yani üzgünüm millet

Benimse tek odağım masaya kafasını vurup bayılttığım adamdaydı.

Ortalığın bir anda karışmasını önemsemedim. iki adım geri çekildim ve olanı biteni izledim. Herkes telaşla Ulaş'a bakmaya çalışıyordu. Romeo ile birlikte hemen arkada kalan oturma grubuna ilerledim.

Hiçbir şey bir taraflarımdan değildi açıkçası. Yaptığımdan şeyden dolayı pişman değildim. Olmayacaktım.

Ulaş'ın sadece bayıldığını anlamaları birkaç dakika sürmüştü. Hatta şöyle söylemeliyim Ulaş efendi ayılana kadar sürmüştü. Ne komik ki yüzünü suyla ıslatıp ayıltana kadar endişeden akılları oynamıştı.

Mine hanım uyanan oğlunun yanında göz yaşları içinde çırpınanların başındaydı. Dakikalardır hıçkırarak ağlıyor, 'oğlum!' diyerek sayıklıyordu. "Ulaş iyi misin annecim?" Ulaş annesine bakıp başını ağırca salladı. Oturduğu sandalyede duruşunu düzeltip elinu burnuna attı. Canı yanmış olacak ki yüzünü buruşturdu.

"Nerede o ruh hastası!?" Sinirle sarf ettiği sözler gülmeme sebep olmuştu. Harbi kaşınıyordu bu herif.

"Bir kendine gel önce daha yeni ayıldın" Alayla konuştuğumda bütün gözlerin hedefi bendim. Bacaklarım hafif aralık ve bacaklarım arasında Romeo ile oturma grubunda oturuyordum. Duruşum dik, bakışlarım sert ama alaylıydı. Kimsenin bana bir şey yapamayacağının rahatlığı vardı üzerinde.

Ben Amber Tomris Karahanım bir kere. Elim Romeo'nun uzun tüyleri arasında ağır hareketlerle gidip gelirken Romeo ortamın gerginliğinin farkında bir şekilde her an atağa geçmek için hazır duruyordu.

"Psikolojik sorunların var kızım senin! Psikopatsın sen! Kim oluyorsun da bana dokunuyorum!" Kudur amına koduğum demek istesem de sustum. Ona cevap vermek yerine boş boş yüzüne baktım. Bu onu daha çok çileden çıkarmıştı.

"Cevap versene! Ru-" sözü Miraç bey tarafından kesildi

"Yeter artık! İkinizde susun!" Gözlerimi Ulaş'tan çekmedim. Bana meydan okurca bakıyordu. Bende karşılık veriyordum. Romeo hırlamaya başladığı anda bakışlarını kaçırmıştı. Dudağımın sol köşesi keyifle kıvrıldı.

Her ne kadar bana meydan okusalar da bir yerde pes ediyorlardı. Mine hanıma baktığımda gözlerinin bende olduğunu gördüm. Garip bakıyordu, anlam veremedim. Bir şeylerden memnun olduğu kesindi ama neyin hoşuna gittiğini kestiremedim.

Sonrasında ortalık sakinleşmişti. Kahvaltı sofrasına oturan olmamıştı. Bir saat kadar muhabbet etmişlerdi. Oğuz ve Deniz beni kuzenlerle ettikleri sohbete dahil etmek istese de sorulara yeterli cevaplar verip kendimi geri çekmiştim.

Sonunda vedalaşma kısmına geçtiklerinde bende büyüklerin elini öpmüştüm. Kimse sabah ki olay yüzünden terslememişti. Hatta yengeler teker teker sarılmıştı da.

Herkes'in vedalaşması hayli sürünce sıkılıp omzunu konağın büyük tahta kapısına dayadım.

Araçlara yerleştiğimizde sessizlik hakimdi. Gözlerimi kapatmış kulaklığımı takmıştım. Bir şey dinlemiyordum bu detayı bilmeseler de olurdu. Romeo yine bacaklarım arasındaydı. Yaklaşık 20 dakika kadar sonra Romeo'nun hırlamasıyla gözlerimi anında açıp yerimde dikleştim. Kaşlarını çatıp arabadakilere baktım.

Oğuz elinde ceketi yerinden hafif kalkmış bana bakıyordu.

"Uyudun sandım üzerini örtücektim." Dedi kısık sesle. Başımı aşağı yukarı tamam anlamında salladım. Cevap vermedim. Romeo'nun başından gövdesine doğru elini gezdirip kürkünü kabartarak sevdim. Rahatladığını hissedince başımı arabanın camına çevirdim.

Gördüğüm tabelaları incelerken yaklaştığımızı fark ettim. Eğer yanlış hatırlamıyorsam havaalanından çıktıktan sonra çok zaman geçmeden görmüştüm. Öyle de oldu havaalanına yaklaşık 5 dakika sonra varmıştık. Havaalanının içine girmedik direkt olarak uçakların olduğu kısımda durdu araba.

Sırasıyla herkes inince en son ben ve Romeo da indik. Romeo tüm ihtişamı ile dimdik dururken dudaklarım iki yana kıvrıldı. Yabancı bir yerdeyken gardını asla indirmiyordu.

Aynı sessizlikle uçağa binmiştik. Herkesten uzak oturmayı tercih ettim. Abi kadrosunun ters bakışları sürekli üzerimdeydi.

Rahatsız oluyor muyum? Evet!

Oğuz oturduğu yerden kalkıp yanımdaki koltuğa oturduğunda tepki vermedim. Birkaç dakika sessizce durdu

"Ulaş ile tartışmanızı onaylamıyorum. Ne onun ne de senin tarafında değilim. Ama sadece bu olayla bizden kopma Amber." Yeşil gözlerinin hedefi doğrudan bendim.

"Bunca yıldır ayrıyız. Daha da ayrı kalmayalım lütfen. Sabahtan beri ağzını bıçak açmıyor. Bizden en uzak köşeye geçiyorsun. İstanbul'a varır varmaz daha da uzaklaşacaksın gibi hissediyorum." Başımı Oğuz'a çevirdim. Yeşil ile mavi karışımı gözlerim onun yeşil gözlerine değdi.

Tamda dediği gibi yapacaktım. İstanbul'da aramıza daha da mesafe koyacaktım.

"Yanılmıyorum değil mi?" Dudakları acı bir ifadeyle kıvrıldı. "Bizi kabul etmek istemiyorsun aslında."

Haklıydı. İstemiyordum

"İstemiyorum." Dedim soğuk bir tavırla. Gözleri kısıldı. Sonra tamamen kapadı.

"Gitme Amber, kardeş istemiyor gibi görünmelerinin sebebi Defne. Yılların getirdiği acı tecrübeler. Onları korkutan bu. N'olur hemen vazgeçme ailemizden."

'Senin ailen.' demek istedim. Dudaklarımı birbirine bastırdım. Konuşup kırmak istemedim. Başından beri bana nazik davranan tek kişiydi. Deniz'i saymazsam.

"Üzgünüm. Bu ailede bana yer olmadığı çok açık." Gözlerinin dolduğuna an be an şahit oldum. Çenesinin titreşini izledim. Dişlerini sıkıp birkaç saniye toparlanmaya çalıştı.

"Gidecek misin?" Kısık sesli sorusuna başımı sallayarak yanıtladım.

Ailemle güzel bir hayatım varken neden Karaman'ların hayatına girip kendimk yıpratayım ki?

17 hatta yaklaşık 18 yıldır oldukça mutluydum zaten. Bundan sonra da böyle yaşamak varken neden kendime acı çektireyim?

"Oğuz." Dedim kısık sesle. Başını tekrar bana çevirdiğinde kararsızca yüzüne baktım. "Eğer mümkün olursa, boş vakitlerinde görüşürüz." Gözlerinden geçen ışıltılar özel hissettirdi. "Diğerleriyle değil seninle isterse belki Deniz ve Egemen ile de ama sizden kimse bilmeyecek." Gözlerindeki parlak ışıklar tekrar söndü.

Tam anlamıyla onları kabullenmiyor olmam onları üzebilirdi ama kendimi üzmektense bunu tercih ederdim.

Bu bölümü asla ama asla ama asla ama asla yayınlamak istemiyorum hatta bölüm yayınlamak istemiyorum çünkü içime sinmiyorreeee

Okuyun yorumlayın oldu olmadı bir şey diyin bana millet

Ben Karaman ailesini yazamıyorum...

Karaman ailesinde Amber'e yer yok...

Siz ne diyorsunuz bu duruma???

Amber Tomris - Gerçek aileHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin