Azra'ya gülümsedim ve elimi elinin arasına almasına izin verdim. Kerem bir arabanın önünde durana kadar ellerimiz birbirinden ayrılmadı. Bir an aramızda geçen şeyi saklayacağımızı düşünerek hata ettiğimin farkına vardım. Kerem yol kenarına park etmiş olduğu arabasının kilidini açınca arka koltuğa bindim. Azra da yanıma oturur diye düşünsem de Kerem'in yanındaki koltuğa geçti. Birkaç dakika içinde Kerem el frenini çekip yola çıktı. Camın ardından etrafa dalgın dalgın bakınırken Azra radyoyu açtı. Buray'dan Aşk Mı Lazım parçası çalıyordu. "Ay bunun klibi çok tatlı," dedi duyar duymaz. Klipte kedi yavruları olduğunu bildiğim için hemen neyi kast ettiğini anladım.
"Aynen aynen," diye katıldım ona. "Güzel çekmişler."
"Kerem de pek sever kedileri," deyip kıkırdadı Azra, "alerjisi var da. Asla unutmam; bir keresinde tüm gün hapşurmuştu."
Bunu duyduğuma neden sevindiğimi bilmiyordum; aralarında benzeşmezlik bulduğumdandı herhalde. Özge'nin köpeğiyle tanıştıktan sonra Azra'nın kedi insanı olmadığını sanmıştım ama genel olarak hayvansever biri olmalıydı.
"Aşk mı lazım dert mi lazım? Söyle sevdiğim, bize ne lazım? Ayran içtik, ayrı düştük. Gülmek istedi şu kara bahtım!" diye şarkıya eşlik etmeye devam etmekle yetindi Kerem, alışmış olmalıydı ki Azra'nın laflarını artık pek sallamıyor gibiydi.
"Sesin kötü olsa da dalga geçebilsem keşke," dedi Azra göz devirip. Gerçekten de tınısı hoş geliyordu kulağa.
"Şan dersi falan aldın mı hiç?" diye sormadan edemedim.
"Yok ya, bu ses anca kız tavlamaya yarıyor," dedi gülerek. "Lisede grubumuz vardı da dağılınca ilerletmedim."
"Ben de içindeydim," diye araya girdi Azra, "Gel ikimiz ilerletelim dedim, ben keman çalayım sen vokali yaparsın dedim, o kadar teklif sundum, ısrar ettim ama dinleyen kim?" dedi kinayeli bir sesle.
"Aynı okulda mıydınız?" Şaşırmıştım. Herhalde Kerem İstanbul'dan buraya okumak için gelmişti.
"Eskişehir'den taşınıp İstanbul'da ayrı eve çıktım," diye açıkladı Azra. Eh, doğru bilsem şaşardım yani!
Sesindeki kırgınlığı fark edince bir şey söyleyemedim ve devam etmesini bekledim. "Ailemle aram iyi değildi, kafama esti ve gittim. O aralar da yeni okul, yeni insanlar derken Büşra ile tanıştım zaten."
Bunları anlatıyor oluşu bana güvendiğini göstererek hoşuma gitmeliydi ama içim burkulmuştu. Dışarıdan baktığımda çok eğlenceli ve umursamazdı halbuki. İşte bu yüzden kimseyi tanımadan eleştirmemeliyim, diye hatırlattım kendime. "Neyse," diye mırıldandı. Elini cebine atıp sigara paketini çıkardı. Ucunu ateşleyerek sigaradan içine bir nefes çekti. Ardından camı hafifçe araladı ve dumanı havaya verdi.
O sırada müzik de sonlandı ve Tarkan'dan Cuppa çalmaya başladı. Radyoda canlı şeyler oynadığı için memnundum; Azra'yı depresif hissettirecek sözlerden oluşan parçalar çıksın istemiyordum. Yol boyunca -şansıma üzüntüsüz olan- şarkılara eşlik ederek parka vardık. Kerem otoparka arabayı park edince arabadan dışarı çıktık. Yaz yaklaştığı için hava güneşli ve sıcaktı; bu nedenle de etraf oldukça kalabalıktı. "Bilet falan almayacak mıyız?" diye sordum onlara dönerek.
"Giriş ücretsiz," dedi Kerem ve arabasının kapılarını kilitledi. Park öyle kocamandı ki burayı gezmek bir günümüzü alabilirdi. Tanıtım kataloğundan adının Masal Şatosu olduğunu okuduğum yapı beni şu Amerika'daki Disneyland'i ziyaret etmeye gelmiş gibi hissettirmişti. Ortada bulunan büyük gölet, çizgifilmi andıran capcanlı ve yemyeşil çimenler ile parkın özenle bakıldığı bariz yolları hemen telefonumu çıkarıp birkaç fotoğraf çekmeme neden oldu. Tam da bir fotoğraf daha çekecekken Azra telefonu elimden kaptı ve ön kamerayı açtığı gibi hızlıca poz vererek bir fotoğrafımızı çekti. "Gelsene hadi," diyerek Kerem'i de fotoğraf karesine davet etti. Çekildiğimiz üç beş selfienin ardından telefonumu elime tutuşturdu. "Onları bana yollamayı unutma," derken sempatik bir ifadeyle göz kırptı.
Güldüm. "Atarım şimdi." Telefonumun görsellerine eklenen yeni fotoğrafların hepsini Azra'ya gönderdim.
"Seçin hadi, nereye gidelim?" Kerem beklentiyle bize döndü.
"Masal Şatosu," diye yanıtladım hiç düşünmeden. Gözlerimi alamıyordum ona bakmaktan; çok büyüleyiciydi!
Azra bu tavrıma güldü. "Tahmin etmiştim. Prensesimizi şatosuna götürelim bari," deyip parmaklarını parmaklarıma kenetledi. Kısa süre içinde üçer liralık giriş ücretiyle biletlerimizi aldık ve şatoyu gezmeye başladık.

YOU ARE READING
🍕Vegan Pizza ⚢
Teen FictionYüzümde oluşan sırıtışla arkamı döndüğüm esnada gözüme karşımdaki masada oturan kumral saçlı kız ilişti. Hemen elime sipariş defterini alarak kızın masasına doğru yürüdüm. Bu saatte Pizza Hut'ta tek başına yemek yiyecek kadar ne yaşamıştı acaba? "Ho...