4.0

2.8K 205 10
                                        

Kerem arabasını kapalı bir otoparka bıraktıktan sonra tramvay ile trafiğe kapalı olan caddenin üzerindeki Barlar Sokağı'na vardığımızda güneş batmak üzereydi; öyle ki hava turuncuya dönüşerek kızarmıştı. Hava hala çok sıcaktı; bu yüzden Azra ile bakkalın birinden Oreolu dondurma alıp Kerem'i takip etmeye başladık. Azra yanımda sadece yürüyor ancak konuşmuyordu çünkü telefonuyla ilgileniyordu ve konuştuğu kişinin -ne kadar ben olmasını istesem de- Büşra olma olasılığı içimi sıkıntıyla doldurmaktan başka bir şey yapmıyordu. Belki de Özge ile gevezelik ediyordu. Sonuçta en son bıraktığımda onunla sohbet ettiğini kendi gözlerimle görmüştüm! Avutucu düşüncelerimle adımlamaya devam ediyordum ki Kerem hemen önümüzde duraksayıverdi. "Geldik gençler," deyip mekanı işaret etti. Karşımızda uzun bir merdivenle aşağı inen dükkanın girişi duruyordu. Dükkan siyah bir kapıya sahipti, hemen kapısının üzerindeyse iri puntolarla Art in Ink Tattoo yazıyordu. "Geçin içeri. Hoş geldiniz bakalım," dedi gururla dükkanı bize sunarken ve eliyle yolu gösterdi. Merdivenlerden indik. Kapının önünde küçük bir balkon duruyordu ve burada birkaç çift masa vardı. "Kafeterya olarak da işletiyoruz," dedi hemen gözlerimdeki merakımı alırcasına. "Tuvana içeridedir muhtemelen. Bu arada içecek olarak istediğiniz bir şey varsa çekinmeden alın," diyerek buzdolabını gösterdi. İçerisi gri ve beyaz renkleriyle döşenmişti ve duvarlarda birkaç dövme örneği, yağlı resim tabloları ve aynalar asılıydı. "Tuvana şekilli dövmelerde benden daha yetenekli," dedi T harfiyle imzalanmış tabloları ima ederek. Güldüm. Bakışlarım Azra'ya kayınca onun pek de bizimle ilgilenmediğini görerek somurtmadan edemedim. Nesi vardı? Yoksa aklına annesi gelmişti de uzaklara mı dalmıştı? Canını sıkmadan onu neşelendirmek için yanına yaklaştım. "Hadi gel de bir dövme seç bana," diye takıldım ona. 
İlgisini çekmiş olacağım ki hemen bakışları benim kahverengi gözlerimle buluştu. "Hayırdır, ne dövmesi?" dedi hemen üzerine.
"Madem sen yapmadın ben de Kerem'e yaptırayım diyorum," derken tepkisini ölçmek için yüz ifadesini dikkatle inceledim. Bu fikir nereden çıkıvermişti ben de bilmiyordum. Doğrusu şimdiye kadar aklımda yoktu bile. Ne dövmesi yaptıracaktım yahu? O cesaret bana anca alkol alınca gelirdi! 
"Gel yaptıralım o halde," deyince bir anda afalladım. Yaptıralım mı? Neden bizli konuşuyordu şimdi bu kız? 
"Ciddi misin?" diye emin olmaya çalıştığımda tatlı tatlı güldü ve koluma girerek beni Kerem'in yanına yürüttü.
"Sana iş düştü Keremciğim," deyip bana kaçamak bir göz kırptı. "Bize hünerlerini göster hadi. Dövme yaptıracağız."
Planın nasıl ilerleyeceği hakkında hiçbir fikrim olmadığı halde Azra'nın keyiflenen ruh hali istemsizce beni de gülümsetmişti. 
"Haydaa!" diye şaşırarak tepkisini gösterdi Kerem. Eh, haksız sayılmazdı çünkü ben de hala kendime şaşırıyordum. "Az otursaydınız da bir şeyler ikram etseydim ya size," dedikten sonra duvara yaslandı ve kollarını önünde çaprazladı. "Bu neyin acelesi böyle? Hem nereden çıktı ki?"
"Bana değil Dilruba'ya soracaksın onu; o attı fikri ortaya. Beni de biliyorsun, hiç hayır diyemem dövmeye." 
Bütün bakışlar üzerimde birleşince paçamı hızlıca kurtarmak istercesine bir şeyler düşünmeye başladım. "Aynen," zaman kazanmak istercesine sessizce söylendim. "Daha önce hiç dövme yaptırmadım da... Bir süredir istiyordum. Şimdi böyle tabloları falan görünce birden esti, yaptırayım da hevesimi alayım artık dedim," deyip salak salak sırıttım. 
Aferin be kızım, diye konuştum içimden kendimle gurur duyarak. Ne güzel sallıyorsun öyle sen!
"Peki var mı bir fikrin? Yazı falan mı olacak yoksa şekilli bir şey mi düşünüyorsun?" Azra beklentiyle bana baktı. 
"Yok, yazı falan istemem. Ne o öyle günlük gibi?" dedim birden, bir an için Azra'nın bu tarz dövmelere sahip olduğunu gözden çıkararak. Neyse ki o anda Kerem araya girerek beni -kısmen- kurtardı.
"Katalog vereyim de bakın o zaman."
Kendime güvenen bir tavırla elimi havaya kaldırarak onu durdurdum. "Yok canım, gerek yok. Pizza dilimi yaptıracağım!"
Kerem kaşlarını çattı. "Emin misin? Pizza dilimi mi istiyorsun gerçekten?" diye sorguladı sanki onunla dalga geçiyormuşum gibi. 
Başımı hevesle salladım. Bir kere daha düşününce pek de kötü bir fikir gibi gelmemişti. Yani zaten elimde pek de bir seçenek yoktu; hem de bir dilim pizza kimseyi pişman etmezdi! O sırada telefon ötmeye başlayınca Azra kararıma tepki veremeden telefonundan gelen aramayı onaylayarak dükkandan ayrılıverdi. İçimi saran sıkıntı ise gülerek geçen birkaç dakikanın ardından kendini yeniden gösterdi. Off bu kesin Allah'ın cezası Büşra'ydı işte!

🍕Vegan Pizza ⚢Where stories live. Discover now