Personel odasında üzerimi değiştirip çantamdan garson şapkamı çıkardım ve başıma geçirdim. Aynada kendime çeki düzen verdikten sonra her an için Sedat Bey'in karşısına çıkmaya hazırdım artık.
Pek müşteri yoktu. İki üç kişinin siparişini alıp tezgahın ardına geçmiştim. Tam o esnada da -bendeki bu şans sayesinde- Enes'le göz göze gelmem bir oldu zaten. "Hoş geldiniz, garson bayan," diye selam verdi yüzünde kocaman bir sırıtışla.
Hay Allah, diye düşündüm. Kafasına ne düşmüştü acaba?
"Hoş bulduk, canım iş arkadaşım," deyip gülümsedim ben de ona, düşüncelerimin aksi bir tavırla. Keyfimi bozmaya gerek yoktu; nasılsa tatil iznimi alıp ayrılacaktım bugün. Enes'in bel altı masallarını dinlemek ne kadar mide bulandırıcı olsa da... Eh, her şey hep tadında gitmiyordu maalesef.
"Begüm ile beraberiz," dedi hemen hevesli hevesli anlatmaya başlarken. "Bu sefer farklı be kızım," diye iç çekti, "kızın evine gittik, ama görsen dokunmadım bile ona. Tabu oynadık, bira falan içtik."
Tabi dokunamazdın, diye söylendim yine kendi kendime. Kızın ilgi alanında değildin, aptal. Muhtemelen kız ona saçma bir jest yapmıştı da beraber sanıyordu kendini Begüm ile.
"Ee, sonra?" deyip meraklanmış gibi ona baktım; daha çok Sedat Bey'in işe gelmesini bekliyordum. Kızıyla yedi gün yirmi dört saat vakit geçirdiğinden neredeyse kaç aydır görmüyordum kendisini; adamın suratını unutmuştum vallahi.
"İşte biraz sarhoş olduk. Yaklaştı, öptü beni. Çok sempatik biri olduğumu falan söyledi, parfümümü beğenmiş," derken havalı havalı saçlarını savurdu. "Bugün de aradım, konuştuk yarım saat falan. Çıkışta buluşacağız."
Bir an gerçekten de 'doğru mu acaba?' desem de hemen geri aldım sorumu. Kız kesin takılıyordu bunla fakat hevesini kırmak istemedim; bu yüzden geçiştirmeye karar verdim. Direkt karşımda kız arkadaşıma yavşayan itin tekiydi en nihayetinde! Ne o? Dilruba Gökmen unutur mu sandınız böyle detayları?!
"Hayırlı olsun, Enesciğim," diyerek gülümsedim sahte sahte. "Zaten belliydi en baştan beri senden hoşlandığı.
Sen görmedin ama kız her konuştuğunda gülüyordu valla," deyip gaza da getirdim sonra. Oh, canıma değsin! Kız kıçına tekmeyi atınca görürsün sen.Gözüm kapıdan girecek olan takım elbiseli adamı arayıp dursa da -bir saat beklememe rağmen- Sedat Bey'in izini göremedim. Tam kendi kendime konuşuyordum ki Sedef Abla yanımda bitiverdi. "Sedat Bey gelmeyecek ki bugün," dedi sanki bilmiyor olmama şaşırmışcasına, "kızı grip olmuş. Onu hastaneye götürmeye gitti sabah."
Off, bu havada ne gribi ya?! diye çığlık attı içimdeki Dilruba; ne var ki dışa yansıyan sadece aptal bir gülümseme olabildi. "Öyle mi? Ben de izin alacaktım ya," diye mırıldandım hayal kırıklığına uğrayan bir sesle.
"Sen en iyisi bir dilekçe yaz, ben iletirim kendisine sabah vardiyamda," deyince birden gözlerim parladı. Hem Enes ile uğraşmayacaktım; hem de Sedef Abla sayesinde iznimi alacaktım, inşallah!
"Ay Allah razı olsun, Sedef Abla," dedim mutluluktan gülmeme engel olamadan.
Böylece dandirik ama işe yaramasını umduğum bir tatil izni dilekçesi yazıp Sedef Abla'ya uzattım. Ardından kısa sürede -daha fazla Enes tarafından işkence edilmeyeceğimin de neşesiyle- Pizza Hut'ı terk ettim -tabii ondan önce Ahmet Abi'den kendime küçük boy Margherita Pizza yaptırdım çünkü beleşçiydim- ve sonunda kendimi Bahariye'nin içine doğru ilerkerken buldum.
Şimdi ki planım dünden hazırdı, ya da birkaç saat evvelden işte; bakımsızlıktan kırılmış saçlarımı her zaman gittiğim kuaförde yenilemek ve Azra'ya beğenebileceği mangalardan almak için bir kitapçıya uğramak.

YOU ARE READING
🍕Vegan Pizza ⚢
Teen FictionYüzümde oluşan sırıtışla arkamı döndüğüm esnada gözüme karşımdaki masada oturan kumral saçlı kız ilişti. Hemen elime sipariş defterini alarak kızın masasına doğru yürüdüm. Bu saatte Pizza Hut'ta tek başına yemek yiyecek kadar ne yaşamıştı acaba? "Ho...