Bostancı Sahil'e varınca ışıklardan karşıya geçtik. Yukarı tırmanarak üst Bostancı'ya çıktık. Bağdat Caddesi'ne geldiğimizde bir ara sokağa saparak ilerlemeye devam ettim. Gece gece pek tenhaydı her yer. "Aklında hangi üniversiteler var?" diye sordum merakla.
"Evime yakın yerleri araştırdım biraz," dedi o da bu konuyu açmamı bekliyormuş gibi hemen. "En iyisi Marmara gibi görünüyor. Ulaşımı falan kolay. Muhtemelen orayı yazarım ilk," bana döndü, "bir önerin var mı?"
"Maltepe demiştim," diyerek bakışlarına karşılık verdim. Off, Marmara Üniversitesi olması onun açısından güzel olabilirdi ama Asena'yla uğraşmak istemiyordum. Belki boşuna takılıyordum; Azra'yı ziyarete gelsem kızı görmeyecektim bile. Yani fakülteler ayrı olurdu herhalde. "Şehir dışındakilere bakacak mısın?"
"Bakacağım," diye başını salladı, "ama İstanbul'da olması işime gelen tabi ki."
Hafifçe gülümsedim. Minibüs Caddesi'nden karşıya geçerek Bostancı Metro'ya ve evime çıkan yola giriş yaptık. "Seninle de yürüye yürüye kilo verdim be kızım," dedi gülerek.
"Ne yararlı bir sevgiliyim, bak," derken güldüm ben de. "Yani yanlış anlama, ihtiyacın yok kilo kaybetmeye falan ama." O sırada karnıma hafif bir ağrı girdi. Şimdi hemen kötü senaryolar yazmayalım; reglim yaklaşıyordu demiştim. Belki de son zamanlarda her şeyi fazla takmama neden olan şey de buydu!
Nihayet evimin olduğu sokağa giriş yaptık. Her zamanki gibi Mehmet Abi'ye selam vererek siteye adımladım Azra ile. "Biraz parkta oturalım mı?" diye beklentiyle baktım ona.
Başını salladı ve solda kalan çocuk parkına doğru ilerleyip hemen salıncağa oturdu. Aklıma ister istemez Asena ile geçirdiğim o saçma gece geldi ve kızla karşılaşmamayı umdum.
"Şu arkadaşın yok bu gece," dedi sanki düşüncelerimi okurmuş gibi bir anda. "Neydi, Asena mıydı?"
"Evet, o. Bilmem ki, kız genelde arkadaşlarıyla dışarıda gezip duruyor. Bir de Marmara'da hukuk okuyacak," dedim dalgaya alarak.
"Ha doğru, sanki ondan biraz isteksizsin Marmara'yı düşünmeme," diye güldü. "Neden bilmiyorum ama kızdan hiç hoşlanmıyorsun. Bir şey mi geçti aranızda?"
Utana sıkıla oturdum yanındaki salıncağa. "Öpüştük," diye itiraf ettim birden. "Ama seninle aramızda böyle bir ilişki yokken oldu," diye açıkladım. "Ben de o geceden beri kızdan kaçıyorum işte."
Azra bir an ne diyeceğini bilememişcesine kaşlarını havaya kaldırarak bana baktı, dudakları hafifçe aralanmıştı ve yüzünde biraz zorlama bir gülümseme vardı. "Pek de ilkin değilim desene," dedi gülerek, "şaka şaka," diye ekledi ve cebinden çıkardığı sigara paketini açıp içinden bir tane aldıktan sonra bana da ikram etti. Ben de bir tanesini çektim ve dudaklarımın arasına koydum. "Çakmağı unutmuşum," dedi Azra cebini yoklayarak.
Hemen elini cebime atıp zippomu ona uzattım. Sigarayı hızlı bir şekilde yaktı ve bir nefes çekip dudağıma bıraktı, ardından bendeki sigarayı alarak onu da ateşledi ve kendi dudaklarının arasına sıkıştırdı. "Sen o kızla fazla takılma bence," diye mırıldandı sessizce.
"Yok canım, zaten pek görmem ki normalde. Kafayı bulduğu ana denk geldim şansıma," dedim Azra'nın yanlış anlamamasını umarak. Tabi beni kıskanması ister istemez hoşuma gitmiyor da değildi ama şimdi gülerek anın ciddiyetini mahvedemezdim.
"Güzel," demeden önce sigarasından bir nefes daha çekti ve dumanı havaya üfledi. "Seni sallayayım mı? Çok istedim şuanda," diye döndü bana, yüzünde muzip bir ifadeyle.
Güldüm. "Olur," deyince hemen ayaklandı ve arkama geçti. Ayaklarımı havalandırdırır havalandırmaz beni yavaşça ileri ittirerek salamaya başlamıştı.
"Bir ara kuaföre gidip saçımın boyasını yenilemeliyim," diye söylendim, bir yandan bacaklarımı ileri ve geri oynatırken.
"Ben de saçımı değiştirmek istiyorum," dedi hemen arkamdan. "Hiç boyatmadım."
Şaşkınca ona döndüm. "Cidden mi?"
"Evet, doğal rengi. Zaten taraması bile işkence olduğundan boyatınca yıpranmasından korktum."
"Boyatma zaten, güzelsin böyle," deyip tekrar önüme döndüm. "Benim boyam aka aka lilaya döndü, ondan yenilemem lazım. Sana gerek yok, doğal saçlarını seviyorum ben."
Kıkırdadı. "Zaten boyatsam ne renge boyatacağımı bile bilmiyorum."
"Boş ver, boş ver," diye aklına işlemeye çalışan bu fikri bir kenara atmaya çalıştım. Azra tekrar yanıma oturdu ve salıncakta yavaşça sallanmaya devam etti.
Ona döndüm. Sokak lambasında parlayan mavi gözlerini izledim. Beyaz tenine ve gözlerinin rengine gidecek renk barizdi. "Bence siyah yakışır sana," deyip uzandım ve kıvırcık saçlarını okşadım. "Ama böyle daha güzeller gerçekten."
Tam o esnada site girişinden bir gülüşme sesi duyuluverdi. Azra benden önce davranarak omzunun üzerinden arkasına baktı. "Sanırım komşun kendine öpüşecek bir kız bulmuş sonunda," diye söylenirken Asena ile kıkırdayıp duran kısa saçlı, gözlüklü kızı işaret etti. Gözlerimi kıstım. Bu kız bana bir yerden oldukça tanıdık geliyordu ama kimdi ki?

YOU ARE READING
🍕Vegan Pizza ⚢
Teen FictionYüzümde oluşan sırıtışla arkamı döndüğüm esnada gözüme karşımdaki masada oturan kumral saçlı kız ilişti. Hemen elime sipariş defterini alarak kızın masasına doğru yürüdüm. Bu saatte Pizza Hut'ta tek başına yemek yiyecek kadar ne yaşamıştı acaba? "Ho...